ULFED, Cenevre’de Düzenlenen Küresel Mülteci Forumu İlerleme Gözden Geçirme Toplantısına Katıldı

Uluslararası Sivil Toplum Kuruluşları Federasyonu (ULFED), 15–17 Aralık 2025 tarihlerinde Cenevre’de düzenlenen Küresel Mülteci Forumu İlerleme Gözden Geçirme Toplantısı’na (Global Refugee Forum – GRF Progress Review) katılarak, Türkiye’deki Suriyeli mültecilerin deneyimlerini ve sahadan gelen mesajlarını uluslararası kamuoyuna taşıdı. 

GRF Progress Review, 2019 ve 2023’te düzenlenen forumlarda verilen taahhütlerin uygulanmasındaki ilerlemeyi değerlendirmek ve 2027’de yapılacak bir sonraki Küresel Mülteci Forumu öncesinde yol haritasını şekillendirmek amacıyla, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) tarafından Cenevre Uluslararası Konferans Merkezi’nde (CICG) gerçekleştirilen ikinci üst düzey yetkililer toplantısı niteliğini taşıyor.

Suriye oturumunda ULFED müdahalesi

GRF programı kapsamında, Suriye Hükümeti temsilcisinin de konuşmacı olduğu “Suriyeli mültecilerle ilgili anlatıyı yeniden şekillendirmek, kök nedenleri ele almak ve kalıcı çözümleri teşvik etmek” başlıklı oturumda, Suriyelilere ev sahipliği yapan ülkelerin temsilcilerinin konuşmalarının ardından ULFED’e de söz verildi. ULFED adına yapılan müdahalede şu noktalara dikkat çekildi:

  • Zorunlu göçün nedeni: 2011’de devrilen Suriye rejiminin halkına karşı işlediği katliamlar nedeniyle milyonlarca Suriyelinin ülkesini terk etmek zorunda kaldığı, ilticanın ve sığınma talebinin bu bağlamda temel ve meşru bir hak olduğu vurgulandı.
  • Bulundukları ülkelere katkı: Farklı ülkelere sığınmacı olarak giden Suriyelilerin, belirli bir süre sonra bulundukları toplumlarda ekonomik ve sosyal açıdan ciddi bir katma değer üretmeye başladıkları ifade edildi.
  • Türkiye’de Suriyelilerin ekonomik rolü: Türkiye’de Suriyelilerin bugüne kadar 34 bin firma kurduğu, en az 1 milyon Suriyelinin işgücüne aktif katkı sunduğu ve Suriyelilerin Türkiye’deki toplam sermayesinin yaklaşık 50 milyar dolar seviyesinde olduğu dile getirildi.
  • Suriye’de yeni yönetimin karşılaştığı tablo: Yönetim değişikliğiyle birlikte, devrilen hükümetin 60 yıllık iktidarının ülkeyi adeta harabeye çevirdiği; devlet mekanizmasının büyük ölçüde zayıfladığı, eğitim ve sağlık sistemlerinin tahrip olduğu, altyapının çöktüğü ve konut arzının son derece kısıtlı kaldığı vurgulandı. Yeni yönetimin ağır şekilde yıpranmış bir ülkeyi devraldığı belirtildi.
  • Türkiye’nin ev sahipliği: Türkiye’nin, dünyada en fazla Suriyeli sığınmacıya ev sahipliği yapan ülke olduğu ve son on yılda dünya için örnek teşkil edecek bir misafirperverlik ve yük paylaşımı sergilediği vurgulandı ve Türkiye hükümetine teşekkür edildi.
  • Erken geri dönüş baskısı eleştirisi: Suriye’de rejim değişikliği sonrasındaki çok kısa süre içinde bazı ülkelerin doğrudan Suriyelilerin dönüşünü konuşmaya başlamasının kaygı verici olduğu ifade edildi. Suriye’nin bu dönemde öncelikle toparlanmaya, kurumların yeniden inşasına ve altyapının güçlendirilmesine ihtiyaç duyduğu; bu toparlanma sağlanmadan Suriye’ye geri dönüş konusunda yeni yönetime siyasi baskı yapılmasının doğru olmadığı belirtildi.
  • Geri dönüş hakkı ve gönüllülük ilkesi: Geri dönüşün her Suriyeli için doğal bir hak olduğu, ancak bunun öncelikle Suriyelilerin kendi iradeleriyle ve gönüllü bir şekilde kullanılabilecek bir hak olduğu vurgulandı. Zorlayıcı koşullar ya da dolaylı baskılar altında alınan kararların “gönüllü dönüş” olarak görülemeyeceği ifade edildi.

Bu müdahale ile ULFED, hem Suriye’nin içinde bulunduğu gerçek tabloyu hem de Suriyelilerin ev sahibi ülkelere yaptıkları katkıları hatırlatarak, geri dönüş tartışmalarının daha dengeli, hak temelli ve gerçekçi bir zeminde yürütülmesi çağrısında bulundu.

GRF kapsamında temaslar ve ana mesajlar

ULFED heyeti, GRF programı boyunca çeşitli ülke temsilcilikleri, BM kurumları ve uluslararası kuruluşlarla bir dizi ikili görüşme gerçekleştirdi. Görüşmelerde şu başlıkları öne çıkardı:

  • ULFED’in Türkiye’deki çalışmaları: ULFED, bir yandan Türkiye’deki Suriyelilerin toplumsal uyumunu, hak ve hizmetlere erişimini ve doğru bilgilendirilmesini destekleyen programlar yürüttüğünü, diğer yandan da Suriye’nin yeniden inşası sürecinde Türkiye’nin kurumsal kapasitesinden yararlanarak Suriye’deki çeşitli kamu kurumlarının kapasitelerini geliştirmeye yönelik çalışmalar yaptığını ve Suriyelilerin gönüllü, onurlu ve düzenli geri dönüşleri için çalışmalar yürüttüğünü vurguladı. Federasyon, üyeleri aracılığıyla sahadan düzenli veri ve ihtiyaç analizi topladığını; bu bilgileri karar vericilerle paylaşarak Türkiye’de Suriyelilere yönelik politika ve uygulamalar konusunda yapıcı diyalog geliştiren köprü bir aktör rolü üstlendiğini ifade etti.
  • Suriyelilerin liderliğindeki sivil toplum kuruluşlarının merkezi rolü: ULFED, sahadaki deneyimlerine dayanarak gerçekçi ve uygulanabilir politikaların ancak mülteci liderliğindeki örgütler sürece ortak edildiğinde ortaya çıkabildiğini aktardı. RLO’ların hem politika üretiminde hem de sahada mültecilere hizmet ulaştırmada köprü rolü oynadığı vurgulandı; yerelleşmenin de ancak bu şekilde içi doldurulmuş olacağı ifade edildi. Bu vurgu, GRF sürecinde öne çıkan “Anlamlı Mülteci Katılımı” çok paydaşlı taahhüdüyle de örtüşüyor.
  • Türkiye’ye yönelik uluslararası desteğin sürmesi: Türkiye’nin on yılı aşkın bir süredir milyonlarca Suriyeliye ev sahipliği yaptığı ve hâlâ yaklaşık üç milyon Suriyelinin ülkede yaşadığı hatırlatılarak, Suriye’deki yeniden yapılanma ve gönüllü dönüş süreçleri konuşulurken, Türkiye gibi ev sahibi ülkelere verilen siyasi ve mali desteğin zayıflatılmaması gerektiği mesajı verildi.
  • Geri dönüş hakkı ve gönüllülük ilkesi: Suriyelilerin ülkelerine dönmesinin her vatandaş için doğal bir hak olduğu, ancak bu sürecin ancak güvenli, onurlu ve tamamen gönüllü olduğu takdirinde anlamlı olacağı ifade edildi.
  • Geçici Koruma rejiminin geleceği: 8 Aralık sonrasında Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’de yaşamını sürdürmek isteyen Suriyelilere kapının açık olduğunu ifade etti. Aynı zamanda, kalmak isteyenlerin statülerinin Türkiye’deki kalış amaçlarına göre Geçici Koruma sonrasını da kapsayacak şekilde yeniden şekillendirilmesi için çalışmalar yapıldığı, kayıtsız istihdamla mücadele edildiği ve Suriyelilerin sosyal uyumları için çeşitli programlar yürütüldüğü vurgulandı.

ULFED heyeti, görüşmelerde ilticanın doğal ve evrensel bir hak olduğunun yanı sıra, devletlerin sınır güvenliği kaygılarının da meşru olduğunu; ancak bu iki ilkenin birbirini dışlamadan, hak temelli ve diyaloga dayalı politikalarla bir araya getirilebileceğini vurguladı.

Bölgesel süreçlerden Cenevre’ye: MENA yuvarlak masası ve küresel sentez

ULFED’in Cenevre’deki çalışmaları, Ekim 2025’te İstanbul’da düzenlediği MENA Bölgesel Yuvarlak Masa Toplantısı ile başlamıştı. Bu toplantıda, MENA bölgesinde mültecilerin liderlik ettiği yapılar, yerelleşme, hukuki alan, koruma ve katılım başlıklarında somut zorlukları ve çözüm önerilerini birlikte formüle etti. İstanbul bulguları, Doğu Afrika’daki benzer bir yuvarlak masa toplantısı ile birlikte sentezlenerek hem 20 Kasım’da Cenevre’de yapılan tematik bir yuvarlak masaya hem de GRF Progress Review programına taşındı.

Bu süreç sonunda ortaya çıkan küresel sentez raporu, MENA ve Doğu Afrika’dan gelen saha temelli tespit ve önerileri bir araya getirerek, Küresel Mülteci Mutabakatı’nın (Global Compact on Refugees) uygulanmasında yerel ve mülteci liderliğindeki aktörlere daha fazla alan açılmasını savunuyor.

GRF Progress Review: Küresel taahhütlerin ara muhasebesi

GRF Progress Review 2025, 15–17 Aralık tarihleri arasında Cenevre’de, ülkeler, BM ajansları, yerel ve uluslararası STK’lar, mülteci temsilcileri ve diğer paydaşları bir araya getirerek, 2019 ve 2023 forumlarında verilen taahhütlerin ne ölçüde hayata geçirildiğini değerlendirdi. Toplantının öncelikleri arasında mültecilere ve ev sahibi ülkelere verilen desteğin genişletilmesi, çok paydaşlı taahhütlerin hayata geçirilmesinde kaydedilen ilerlemenin izlenmesi ve 2027 GRF öncesinde öncelikli politika alanlarının belirlenmesi yer aldı.

GRF Progress Review süreci, aynı zamanda BM Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin yönetiminde önemli bir değişikliğin yapıldığı döneme denk geldi. BM Genel Kurulu, 18 Aralık 2025’te Irak’ın eski Cumhurbaşkanı Dr. Barham Salih’i yeni BM Mülteciler Yüksek Komiseri olarak seçti; Salih, 1 Ocak 2026 itibarıyla görevi Filippo Grandi’den devralacak. Salih’in hem bölgeden gelmesi hem de geçmişte mültecilik deneyimi yaşamış olması, UNHCR’nin mülteci liderliğini ve yerelleşmeyi güçlendirme yönündeki çabaları açısından sembolik ve siyasî açıdan dikkat çekici bir adım olarak değerlendiriliyor.

Arkadaşlarınızla içeriği paylaşın..

Scroll to Top